ALİBEYLİ KÖYÜ

 

Denizden yüksekliği 1160 metre olan Alibeyli köyü Erdemli’ye 40 km mesafededir. Ulaşım problemi olmayan köye günün her saatinde araç bulunur. Yayla sezonu başlayınca araç sıkıntısı yoktur. Ayrıca özel araçlarla da ulaşmak mümkündür.

Köyü, 1800’lü yıllarda iskâna tabi tutulan Yörükler kurmuştur. Bu bölgeye, Oğuzlar’ın 24 boyundan biri olan Beğdilli kolunun Çukurova’dan Karaman yöresine yaylaya çıkan konar-göçer Türkmenler yerleştirilmiştir. Elbeyli köyünden ayrılarak kurulan köy, ladin ağaçlarının çok olduğu ormanlarla kaplıdır. Köyde, Orman İşetme Müdürlüğü’ne bağlı lojmanlarda kalanlar, memurlar ormanların korunması için mücadele vermektedir

Köyde yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı (kar ve yağmurlu) geçmektedir. Alibeyli köyü karasal iklime geçiş yerlerindendir. 2000 Yılı nüfus sayımına göre 805  kişinin yaşadığı  köy yayla köylerimizden biri olduğu için yaz mevsiminde nüfus 1200 civarında olmaktadır.

Köy odası bulunan Alibeyli köyünde ilköğretim okulu 5. sınıfa kadar eğitim-öğretim vermektedir. 2.Kademe öğrencileri Tapureli Köyü İlköğretim Okulu’na taşınmaktadır.

380 Hane olan köyde sağlık evi, 1 cami ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı bir Kur’an Kursu mevcuttur.

Alibeyli’de çiftçilik ve hayvancılık en önemli geçim kaynağıdır. Köyde yayla sebzeciliği ve seracılık gelişmektedir.  Domates, fasulye ve hıyar en fazla yetiştirilen sebzelerdendir. Son yıllarda meyvecilikte hamle yapan köyde elma, kiraz ve şeftali yetiştirilen meyvelerdir. Buğday ve nohut ekimi yapılan diğer ürünlerdendir. Köyde fazla olmasa da Küçükbaş hayvancılığı yapılmaktadır. Köy sakinleri tarafından ürünlerini değerlendirmek için “Tarımsal Kalkınma Kooperatifi” kurulmuştur.

Aksıfat’tan içme suyu getirilen Alibeyli’de içme suyu şebekesi vardır. İçme suyu sıkıntısı çekilmeyen köyde sulu tarım yapılmaktadır. Sulama suyu  zaman zaman yetersiz kalmaktadır. Köy, sulama suyunun bir kısmını sondaj kuyularından, bir kısmını da Lemas çayından karşılamaktadır.

Alibeyli köyünde, artık yok olmaya yüz tutmuş Roma ve Bizanslılar’dan kalma, kale harabelerine, mezarlara, su sarnıçlarına ve ören yerlere rastlanmaktadır.