Mersin-Silifke karayolunun 50. km' sinde,
Ayaş mevkiinin 3 km kuzeyinde yer alan
Kanyteleis ören yeri, ilk defa 19. yüzyılın
ortalarında Langlois tarafından keşfedildi,
ilçenin en ilgi çeken ören yeridir. Geniş
bir obruğun çevresinde Antik Olba
Krallığı'nın kutsal bir yerleşimi olarak
kurulan ve antik adı Kanyteleis olan
yerleşim hakkındaki en eski belgeler MÖ 3.
yüzyıla ait bazı yazıtlardır.
Bizans imparatoru II.Theodosius (408-450),
Helenistik çağ kentlerinden ve Olba
Kraliçesi Aba'ya ait bu eski yerleşimin
bulunduğu alanda yeniden kutsal bir
Hıristiyanlık merkezi kurdu. En parlak
dönemini MS 4. yüzyılda yaşamıştır. Bu
dönemde adı Neapolis olarak değiştirilen
kentte, geniş bir obruğun etrafında kesme
taştan inşa edilmiş bazilikalar, sarnıçlar,
caddeler, kaya mezarları, anıt mezarlar,
kaya kabartmaları ve Semerdam lahit
kapakları bulunmaktadır. Obruğun güneybatı
kenarında yükselen Helenistik kulenin batı
duvarındaki kitabede, kulenin rahip
krallardan Olbalı Tarkyaris'in oğlu Teukros
tarafından Zeus için yaptırıldığı
belirtilmektedir. Tapınağın doğu ve güney
duvarlarının birleştiği köşenin orta yerinde
bulunan kitabede, Olba Krallığı'na ait
sikkelerde görülen Triskeles (Üç ayak)
kabartması vardır.
Bazilikalar Bizans dönemine aittir, l nolu
bazilika, obruğun güneybatısında d ı r. Doğu
cephesi ayaktadır. Sütun başlıkları korint
üslubundadır. II Nolu bazilika, l nolu
bazilikanın kuzeyinde yeralır, günümüzde
oldukça harap durumdadır. Kapının profili
söveleri ve lentosu ayaktadır. III nolu
bazilika ise obruğun kuzeydoğu köşesindedir.
Güney duvarları yıkılmıştır. Üç kemerli
narteksin önündeki mahzenin kemeri ve ağzı
görülmektedir. Batısı, avluya iki sütunlu üç
kemerle açılmaktadır. Etrafında atrium
vardır. Narteksin üzerinde ahşap bir kat
olduğu, kilisenin batı duvarında sıralanan
bir sıra taş konsoldan anlaşılmaktadır.
Papylas adındaki bir kişinin bu bazilikayı,
bir adak borcunu ödemek için yaptırdığı, le-tonun
üzerindeki kitabede yazılıdır. Diğer iki
bazilika çok harap durumdadır.
Üç
ayrı yerde nekropol bulunmaktadır. Güneyden
çıkan ana yolun iki tarafında kayalara
oyulmuş oda mezarlar görülür. Batı
nekropoldeki mezarlar genellikle kayalara
oyulmuştur. Kaya mezarlarının menfezlerinin
üzerinde kabartma kadın ve erkek figürler
işlenmiştir. Figürlerde asker kıyafetinde
iki erkek, kline üzerine uzanmış bir kadın
vardır. Kuzeydeki nekropolün en yüksek
yerinde Kraliçe Aba, kocası ve iki oğlu için
yaptırdığı anıtsal mezar, Kanyteleis'in en
ilginç yapısıdır. Kare planlı mezara
yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir. Anıt
mezarın doğusundaki mezarlar lahit
şeklindedir.
Mezarların yanında kayalara oyulmuş üzüm
sıkma presleri ve dikdörtgen planlı, beşik
tonozla örtülü sarnıçlar bulunmaktadır.
Kanyteleis'teki obruğun içine merdivenlerle
inilmekteydi. Bugün bu merdivenlerin bir
kısmı yıkılmıştır. Roma çağlarında kentin
içindeki bu büyük ve derin obrukta suçlular,
vahşi hayvanlara parçalanmaktaydı. Bu
nedenle kentin adı halk arasında Kanlıdivane
olarak da anılır.